25 Aralık 2012 Salı

Kaybetmeyi hafife alıyor insanlar
Halbuki en ağırı acıların..En beteri, en çaresizi.
Kaybedilenin kıymeti kadar büyük kaybtmenin acısı,
Bir okadar da büyük geri getirememenin çaresizliği.
Özledikçe, aklına geldikçe içinde yanan ateş de bir okadar büyük tabii.
Birini kaybedince kırk mum yanarmış insanın içinde.
Hergün biri söner, kırkıncısı hiç sönmezmiş falan..
Ne büyük yalan!
Benim içimde en az otuzu yanıyor hala.
Hadi onunu zaman ve metanet söndürdü diyelim,
"otuz" tane mumun alevi yanıyor içimde hala..
Peki buna ne demeli?
Dedem diyorum hani
O kadar kıymetliydi...
Allaha şükür inanıyorum ki güzel yerlere gitti.
Aydınlığı sevmezdi dedem, ama aydınlatmayı severdi.
Tam da onun yapacağı şeydi,
İçime otuz tane mum yaktı, ve.. gitti.
Her gece başımı yastığa koyduğumda ,
Otuz mumun aydınlığında, onun acısını yaşıyorum şimdi.
(Yatağının kenarına bir tabure çekmeyi, oturup dinle/n/meyi,
ona anlatmayı, beni dinlemesini, anlamasını, elini öpmeyi özlediğimi hissetmek
nekadar acıtıyor içimi Allah'ım! Sana sığındım!..)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder