23 Aralık 2013 Pazartesi

Mühim olan kız kulesi bir yürek taşımak aslında.Galata hep aynı galata...

Bu kitabın çıkmasını dört gözle beklemiştim.Emindim ta içime dokunacağından.Öyle de oldu.Hem de öyle d/okunmak ki; ilk sayfasından itibaren ben onu okudum o beni okudu sanki..

Kız kulesinin yalnızlığın resmi olduğunu düşünmüşümdür hep.Öylesine bir hayranlığım vardır.Asildir ve yalnızdır..Kalbi kırık olacağı hiç aklıma gelmemişti.
Ve galata yalnızca bir tarihi yapıyken gözümde; aşığını denizin ortasında yangın yerine çevirecek bir maşuk olabileceğini hiç düşünmemiştim.Şimdi kız kulesini her gördüğümde masalsı bir aşk hikayesi okuyacak gözlerim.Dertli bir ezgi işitecek kulaklarım.Aynı derdin müptelası iki aşık olacağız bundan sonra onunla, ve ikimizin bahtında da birer galata..

(Mektubun yeri ayrıdır bende. Yazarım zaman zaman.Kendimce hiç gönderilmeyecek mektuplarım vardır benimde.Ne göndereni bellidir, ne alıcısı..Pahada hafif, yükte ağır beyaz zarflar içinde küçük bir hazine işte. Yalnız bana ait, yalnız bana kıymetli, yalnız...)

Defalarca okuduğum, zaman zaman da okuyacağım başucu mektuplarım olduğu için mutluyum.Her ne kadar haberi olmasa da benden, beni okuyan ve galatayı iyi tanıyan“kız kulesi” bir yüreğin olduğunu bilmek güzel.

Ve mektup okumak, hâlâ mektup yazan insanların olması kadar güzel..


9 Aralık 2013 Pazartesi

Otobüste cep telefonuna notlar alınır....

      Yoldayım.
Yarı uykulu gözlerimi yola dikmişim. Bir türkü tutturmuş kulaklığım; “hasret bitiren yollar…”Aslında otobüsün camından gördüğüm bu yollar kimsesizleştiriyor sanki beni. Yoksunlaştırıyor bir nebze. Neyse ki çay getiriyor muavin.
      Ağzımda kağıt bardaktan içilmiş şekersiz çayın buruk tadı.. Acı. Kâğıt bardak neyse de çay şekersiz olmuyor yahu! Düşünüyorum da, bir şekerin bile yokluğu böyle acı bir tat bırakıyorken insanda, nasıl alışılır ki bu kadar çok yokluğa? Bence ‘şekeri olmayan çay’ üzerine de şiirler yazılmalı artık. Hem zaten şiir yazmak için değil midir bütün yokluklar? Evet, şiir yazmak içindir. Ve de dua etmek…
-Belki de dua etmenin ve şiir yazmanın lezzetine varabilmek için tadıyoruz aslında bu kadar acıyı.-
      Şimdi bilmem kaçıncı türkünün ortalarında kulaklarım. Dinliyorum. Elimde içil(e)memiş çayım, kavuşacaklarım, geride bıraktıklarım, aklım, fikrim, derdim, dermanım derken; yollar gidiyor, ben gidiyorum..
      

29 Kasım 2013 Cuma

KIYILACAK BİR CAN VARSA... KATİLİM DENİZ OLSUN!

Seni içimde öldürmek beni katil yapacak,
Göze alamıyorum.
Sana kıyabilsem duygularımın
Canına kıyamıyorum.
Devam ediyorsun içimde yaşamaya
Bilmiyorsun değil mi? Hâlâ…
Bilsen zaten beğenmezsin içimdeki yerini
Malum, öyle yükseklerde değil kalbimin içi.
Sana ancak başımı kaldırıp bakıyorum
Sen pervasızca uçarken göklerde,
Kibrinle birlikte,
Ben karşında yerin dibine giriyorum.
Utanılacak bir şey olduğundan değil de
Gözlerim değecek olursa gözlerine…
Korkuyorum.
Sen martılara karışırken sahilde
Ben arkandan bakıyorum öylece
Kendime gidecek bir yer arıyorum.
Bir adım atıyorum denize,
Ağır geliyor hasretin,
Boğuluyorum.
Seni içimde öldürmek beni katil yapacak
Göze alamıyorum.
_________
Kıyılacak bir can varsa benimkine kıyılsın
Sevdiğim katilimmiş diye içim soğusun
Bir tek ben bileyim başka kimse bilmesin
Mademki gidiyorsun
Katilim deniz olsun.


                 Nihal ŞAHİN

10 Kasım 2013 Pazar

Böyle çılgın bir umut lazım bana bu günlerde!

Özlediğin her şey gelecek kapına bir gün;
Beklediklerin teker teker dizilecek önüne
Ve hayat; senin verdiğin yönde gitmeye baslayacak.

Söylemek istediklerin kendiliğinden dökülecek dudaklarından
Hatta sen söylemeden, anlayacaklar.
Anlayacaklar ve umrunda olmayacak ne düşündükleri
Çünkü kimse yadırgamayacak seni, düşüncelerini, hislerini…

Yasamak bu kadar zor olmayacak bir gün;
Karmaşalar durulacak,
Tüm kararsızlıklar bir karara bağlanacak.
Ve bir gün; dokunabileceksin insanlara!
‘Samimiyet’ denen şey yasanacak tam anlamıyla..

Özlediğin her şey gelecek kapına bir gün;
Beklediklerin teker teker dizilecek önüne
Ve hayat; senin verdiğin yönde gitmeye baslayacak..

                                             Nihal Şahin

6 Kasım 2013 Çarşamba

BİR GİDİŞTE KALAN OLMAK..

Birşeyler yaşanıyor;  birileri yazıyor, birileri okuyor.
-Okuyanlar hiçbir zaman okuması gerekenler olmuyor-

Birileri üzülüyor.
Gözyaşı, kalp ağrısı, iç yangısı derken teselli bu ya;
Hüzün olgunlaştırıyor!.

Birileri düşünüyor belki; merak ediyor
Arayan yok, soran yok! sitemkar haller..
Kendi kendine bitmeyen sorgu sualler..
Kendisi bitecek bakıyor;
Duruluyor..

Biryerlerde üşüyor birileri
-Ayazlar, yalnızlar için değil mi?-
Taa içinden, soğuyor!

Ve bir gidiş…
Gidiyor birileri, birileri kalıyor.
Gidene gitmek zor, kalana kalmak.
Gidenin kendince bahanesi oluyor da
Kalana  ağır geliyor
Bir gidişte kalan olmak..

...




21 Ekim 2013 Pazartesi

Acıyı şiirleştirmek kurtarır mı insanı? Kurtarmıyor..


Şiir dediğin kağıda dökmek..
Acıyı döküp saçmak şiir dediğin.
Şiir dediğin; taa içinde olup biteni alt alta dizmek, yazıp çizmek..

Şiir dediğin; yanarken yazdığın, okurken tekrar yandığın...

...

11 Ekim 2013 Cuma

Bazı şeyler bilinmemek içindir.















Gökyüzü ağlıyor halime desem, bilir misin halimi?
Bilme..
Sen bilmesen de yağıyor yağmur.
Sen görmesen de ıslanıyor sokaklar.

-Şimdilerde benim için 'gözyaşı' bütün ıslaklıklar-

Her yanım gözyaşı desem, bilir misin kimin ağladığını?
Bilme..
Sen bilmesen de ağlıyorum ben.
Sen görmesen de ıslanıyor gözlerim.

-Beni ağlatan hayat sana gülsün istiyorum yine de-

Gülerken de ağlayabildiğini insanın, bilir misin?
Bilme...


(çünkü bazı şeyler, bilinmemek içindir...)

20 Eylül 2013 Cuma

Bugün okuduğum bir şiirde diyor ki şair; masa, sen farkettiğin zaman masadır..


Farketmek..Uzun uzun üzerinde düşünülebilecek bir konu.Bunu bir ara düşüneceğim.

Özlemek..Üzerinde düşünüldükçe artar diye korkuyorum. Düşünmeyeceğim.

Hissetmek..Düşünmekten çok daha öte. Çok daha  gerçek. 
Daha iyi hissetmek için daha iyi şeyler düşüneceğim.

Yalnızlık……..


Devamı yok.

1 Temmuz 2013 Pazartesi

...

Kimisi senin yalnızlığınla dalga bile geçer, ileride nasıl bir başına kalacağını bilmeksizin.
Her şeyine laf eder, tanımıyordur bile seni, nasıl bir acı çektiğini bilmiyordur.
Önemli değil, o da aynı acıyı çekecektir.

24 Mayıs 2013 Cuma

Hep keyifsiz değilim böyle.

      Üzgün zamanlarımda yazıyorum sadece..Mutluluk kadar kolay paylaşılmyıor çünkü bazı duygular.
    Mutluluğu, bir gülüş anlatabilir bazen.Bir kahkaha attınmı heleki,senden iyisi yoktur.Gülerek şakalaşarak söylediğin birkaç cümle fazlasıyla gösterebilir keyfinin yerinde olduğunu.
 Hüzünlü zamanlar böyle değildir.Herkesin içide herşeye ağlayamazsın.Ağladın diyelim; iki damla gözyaşı yetermi halini anlatmaya.Yetmez, anlatamazsın..İçin de kaldırmıyorsa böyle yazarsın.İki kelimeyi bir araya getirincede hafifledim sanarsın.
  Sığmayanlar taşmıyor yazdıklarımdan.Ben sığdıramadıklarımı seçiyorum. Bazı hüzünler içimde yerini bulup yerleşmişler, onlara dokunamıyorum.Dokunsam; altından çıkanlar koca bir taş oluyor içimde, gözüme yaş oluyor.Yazmak benim dermanım da işte...

9 Mayıs 2013 Perşembe

bir sürüye katamadım ben beni..

Çoğu insan ne kadar şanslı olduğunun farkında değil, bende değilim. Ama hani düşünmeden edemiyorum işte, sevilmek nasıl bişey acaba diye. Sevebilsem herşey yine aynı kalır mıydı diye. Yine böyle olur muydum diye. Türküde de diyor ya hani ” bir sürüye katamadım ben beni” diye. Öyle işte..

24 Nisan 2013 Çarşamba

Galiba ben bazen anlıyorum.Sahiden..


Sevdiğiniz biri öldükten sonra yaşama tekrar devam etmek bisiklet kullanmayı öğrenmeye benziyor. Ama yokuş aşağı giden bir bisiklet oluyor bu. Dengeyi sağlamanın tuhaf coşkusundan bahsetmiyorum burada ya da sadece bundan bahsetmiyorum. Kafayı gözü yarmak üzere olmanın korkusundan da bahsediyorum. Ne demek istediğimi sahiden anlıyor musunuz?

 Emrah Serbes

13 Nisan 2013 Cumartesi

Evimiz en az kafam kadar karışık bu aralar.
Kafamı bi toparlayabilsem evin işi iş değil de..
Neyse.

12 Şubat 2013 Salı

uzaklara bakamayanlardan hiç gelmeyenlere olsun bu.

  Uzaktan bakmak falan hikaye.
  Uzaklardasın işte,
  ve ben kafamı bile çevirmek istemiyorum o uzaklara.
  Ya bakarsam göremezsem diyorum,
  Ya uzaktan bakınca küçülürsen gözümde.
  İçimde kocamansın,dayanamam gözümde küçülmene.
  Zaten gelmiyorsun, gelmeyeceksin de..
  Ya kendin bukadar gelmezken bi görünüşün gelirse,
  Gelir de az gelirse.
  Yok yok uzaktan bakmıyorum sana merak etme.
  Başımı çeviriyorum senin olduğun yerde,
  Gözlerimede tembihleyip duruyorum sürekli;
  ben baksam da siz görmeyin diye.
  E malum; zaten gelmiyorsun, gelmeyeceksin de..

18 Ocak 2013 Cuma

Kim olursa olsun, insanlara çokça güvendiğimi sölemişmiydim daha önce? Söyleyeyim öyleyse.Ben güveniyorum herkese.
Hayal kırıklığı okadar dokunaklı gelmiyor artık, alıştık.

4 Ocak 2013 Cuma

Hani bazı insanlar vardır;
hayatınızda olmadığı kadar hayatınızda,
özlediğiniz kadar yakınınızda ve düşündüğünüz kadar aklınızdadırlar.
"Hiç" olmadıkları kadar "hep" tirler.
Kızdığınız kadar sevginizde, kızmaya kıyamadığınız kadar gönlünüzdedirler.
Dışınızda olduğu kadar içinizde ve..
varlıklarıyla olduğu kadar yokluklarıyla da sizinledirler..

Kıymeti bilinesi insanlardır onlar.
Çünkü oldukları kadar beraber,olmadıkları kadar yalnızsınızdır.
Varlıkları kadar çok, yoklukları kadar teksinizdir çünkü..
Nadir rüya gören insanların daha çok etkisinde kaldığını düşünüyorum rüyalarının.
Az olan kıymetlidir ya hep, az görülen de öyle..
Rüya eğer gönül gözüyle görülüyorsa, gözden ırak olan gönülden ırak olmuyor demektir.
Ne mutlu!
:)