21 Mart 2021 Pazar

Bazen biri kendini anlatmadan siz onu anlarsınız. 

Bazen saatlerce anlatır bir şey anlamazsınız. 

Bazen biri zaten bildiğiniz şeyi öyle bir anlatır ki, o şey saçmalaşır. 

Sonuçta bu hal tecrübedir. İdrakiniz artar. 

Anlama yetinizi bir daha o kişiye karşı kullanmazsınız.

8 Eylül 2020 Salı

Bir kitap okudum. Bir daha okudum. Arada açıp okuyorum.


"Yazmak, insanın iç aleminde biriken tohumları toprağa saçması gibi.. Bu tohumların bazısı kalem ehlinin iç aleminde kendiliğinden var olur, bazısı kimsenin tenezzül etmediği vakti geçmiş bir nebata itibardan elde edilir, bazısını ise işlediğinin halinden anlamayan hep kendi bildiğini ekip biçen çiftçiler savurur kalem ehlinin bağrına. 
İlk ikisi için vakit kollar kalem ehli, zamanı gelsin tohumlar olgunlaşsın en güzel toprağı bulup ellerimle yeşerteyim diye bekler. O bekleyedursun, halden bilmez çiftçinin biri olmayacak tohumları bağrına savurduğu gibi içi çatlayacak olur. Tecelli bu ya, tam o vakitte en güzel topraklar önüne seriliverir. Eli tohum tutanın ekmesi şart olmuştur artık. Kelama muhtaçların hakkıdır o topraktan yetişen.."



   Bir kitap okudum. Bir daha okudum. Arada açıp okuyorum. 
Öyle bir dili var ki, sanki üç boyutlu gözlük takıp okusanız yeni bir şeyler göreceksiniz gibi hissettiriyor. Her okuduğunuzda yeni bir şey anlayabiliyorsunuz mesela. Bir seferinde bir medresenin kapısında bekliyorsunuz, başka bir seferde niye beklediğinizi anlıyorsunuz. Kuşlar uçuyor, bülbüller ötüyor, gülbanklar okunuyor sükut içinde.
Çok farklı mekanlara sürüklüyor hikayeler sizi. Sükuthaneler görüyorsunuz, istişare meclislerine katılıyorsunuz, Kitapya'da ne kadar fakir olduğunuza hayıflanıyorsunuz..Kitabın kapağında niçin güller olduğunu düşünüyorsanız onu da içinde buluyorsunuz. 
İnsan-ı kamillerle de tanışıyorsunuz, sükut duruşlarla.. hayranlık duyuyorsunuz. 

Velhasıl; yazmak tohum saçmaksa sükut toprakları önüne seren tecelli sebebi. Sebepler dünyasında sükuta sarılıp hikayeleriyle hayır söyleyenler sağolsun.

Takdimdeki maksat hasıl olsun. Güzellik daim olsun.










 

7 Mayıs 2020 Perşembe

Yıllar olmuş uğramayalı


Hayat telaşı işte.. Neyin telaşındayız bu kadar şaşıyorum bazen.
Ömür geçiyor. Bu sayfayı açmayalı 3 yaş almışım mesela. Kaç adım atmışım, kaç kitap okumuşum, nereleri görmüşüm, kaç insan tanımışım, kaç satır yazmışım el yordamıyla, kim bilir.
Her biri şahit; ömür geçiyor.
Buraya bakınca yine farkettim. İnsan, ahir ömründe; içi muamma sadırlardan ve bir kenara karaladığı satırlardan ibaret.
Vesselam.


17 Ağustos 2017 Perşembe

Debelenip duruyorsun hayat içinde.
Sen hayatın dışıdasın, hayat senin içinde.
Kimsesizlik sol yanında hissettirse kendini, bir ses 'Allah var' diyor karanlığın içinde.

Zaten iman etmesen;
bir dakika yaşar mısın gönül huzuru ile
Şu dünya üzerinde.
Bazen dönüyorsun arkanı, kaçıp gitmek niyetin.
Sonra g
gidemiyorsun dünyanın dertlerinden.
Saplanıp kalıyorsun en derinine yerin.

Gözünü dikecek dertsiz bir yer mi buldun? Bulamazsın.
yok öyle yer bu dünyanın içinde.
Sen, derdin içinde sanıyorsun kendini
Göğsünü bir yoklasan dertler senin içinde..

Ne zaman çıkamasan içinden dertlerinin,
O zaman Allah diyor tüm sesleri içinin.
Al sana bir dert daha; şükür bilmiyor dilin..

Acemisisin derdin, dertliyim diye gezme! Altından kalkmayı bil bir yük varsa üstünde. Sesin dualı çıksın, sessizliğin içinde..

Bir ses 'Allah var' diyorsa içinde vicdanının;
sarıl o sese ve sevinç çığlıkları at delice bir sükutun içinde.
Sesin dualı çıksın.
Sessizliğin içinde.

18 Mayıs 2017 Perşembe

Hava kadar serin, toprak kadar derin,su gibi aziz yanan bir ateş..

Hiçbir şey yok iken şu alem-i dünyada
Olmak vardı
Hava olmak, su olmak, ateş olmak vardı..
Toprak olmak vardı bir de, Hz. Adem olmak..
Hz. Havva olmak vardı onun kaburgasından.
Ve Adem olduktan sonra toprak,
Bütün 'olmak' ları yaratana tevbekâr olmak vardı.
Hz. Adem'in tevbe ederken aldığı soluk olmak,
Hz. Havva'yı ve Hz. Adem'i yakan bir tütmez ateş ve o ateşten dönüşen,
Su olmak vardı gözlerinden dökülen.
Tüter bir ateş olmak vardı Hz. İbrahim'i yakmayan.
Ve o ateşten dönüşen su olmak vardı, aleme ferahlık veren.
Keskin bir bıçak olmak vardı Hz. İsmail'i kesmeyen..
Ve aradan yıllar yıllar geçerken
Ve dünya sevgilinin hasretiyle yanarken
Bir gece Save'de kuruyan su olmak vardı
Su olmak vardı Semave'ye sığmayan
Kisra'nın sarayına sütun olmuş bir avuç toprak olmak vardı
O'nun gelişiyle sarsılan.
Bin yıldır Mecusi için yanan değil
O'nun gelişiyle harareti kesilen bir ateş olmak vardı.
O'nu beklerken akan terden bir damla olmak vardı.
O geldi sonra..
Bütün olmak'lar tükendi.
Zira olmuş, olan, olacak her şey onun içindi.
Sevmekler varoldu dünya üstünde.
O'nu sevmekle başladı her şey,
Ve öyle bitecekti.
Artık olmak;
O'na yakın olmaktı.
Kokusunu duymak bir yana
tozundan solumaktı.
Hava olmak vardı artık O'nun kokusunu taşıyan.
Medine'de bin yıldır aynı hevesle esen,
Estikçe hasreti savuran bir rüzgar olmak vardı.
Toprak olmak vardı O'nun bastığı.
Ezilirken yükselmeyi öğrenecekti insan
O'nun bastığı topraktan.
Su olmak vardı, Mekke'de gürül gürül çağlayan
Su olmak, Mekkeli bir çocuğun gözlerinde ağlayan..
Ve ateş olmak vardı!..
O'nu görenin gözünden
Duyanın kulağından
Söyleyenin dilinden
Koklayanın burnundan başlayıp
Ciğerine kadar yakan bir ateş ..
Bu ateş hiçbir ateşe benzemiyordu.
Hz. Ebubekr'i yaktığı gibi yakmayacaktı kimseyi.
Hz. Hatice'yi yaktığı gibi yakmayacaktı.
Nurdan bir ateş olmak vardı
Herkesin payına imanı kadar düşen.
Şu zamanda dumanına dünyaların değdiği o ateşten
Yüreğine bir kıvılcım düşene
Mübarek olsun..
Rabbim!..
Bir kıvılcım da bize nasip olsun.

13 Ağustos 2016 Cumartesi

İnsansın. (herkes gibi.. ne yazık ki) Öğren bunları.


Ve bir gün öylece kalırsın ey insan. Kalakalırsın öylece..
Şaşırmayı bırak. Çık kendinden, yediremediğin her şeyi yedir kendine. Sindir sindiremeyeceklerini. Verdiğin değerin yarısı etmiyorsun unutma.  Edebilirsin de ümitsiz olma. Sağ cebinde bir "belki" sakla. İnsanların biçtiğin kalıplara, açtığın yerlere küçük gelebileceklerini çıkarma aklından.Sol cebinde de bir "olsun" sakla her zaman.
Yalnız geldin ey insan! Yalnız gideceksin. Var yalnız yürü yürüdüğün yolları. "Belki" bu türlü yaşanmaz. Ama ceplerini yoklasın arada bir ellerin. Ve asla vazgeçme değer vermekten. "Olsun" başka türlü yaşanmaz.



3 Temmuz 2016 Pazar

"Tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da."

Ferhat olmak da ayıp değil, şirin olmak da. Leyla olmanın ve mecnun olmanın da ayıp olmadığı gibi..

Âh biz..
Ne ferhat olup dağları delebildik, ne şirin olup su bekledik dağlardan. Ne leyla olup mecnun edebildik, ne mecnun olup çöllere düşebildik. Bize aşk odu değdi değeli mecnunun ayağını yakan kum olduk çöllerde. Taş kesildik ferhatın deldiği dağlarda.

....

Âh biz.. bilemedik. Bilseydik ne çöllerde yanar, ne delik delik delinirdik dağlarda. Bilseydik, ölürdük sevda yüzünden.

....

Âh biz..
Kalbimize öğretmeyecektik sevda yüzünden ölmeyi..