...
Kalem ne güzeldir.Tutan elin derdini bilir, bilir de sırf o derdini paylaşsın diye boyun eğer kağıda.Başından geçer de kağıttan geçmez.Tutan ele haksızlık etmez kalem.Neye döndürse el, onu yazar onu çizer.Sadıktır kalem.
Ama insan nankörlük eder kaleme.El nankörlük eder.Kalem;"yaz" der,"eğdim başımı yasladım kağıda, yaz da bilsinler derdini.Sen döndür ben döneyim.Sen gizle yine içinde, bırak ben anlatayım.Ben paylaşayım derdini, hafiflersin belki." Ama yazamaz insan.Eline alır o en sadık dostunu, kağıtla buluşturur, ucunu yaslar kağıda, ama derdini anlatmaya takati yoktur.Güveni yoktur yazanın.Yazan ele mi kaleme mi kağıda mı söze mi yoksa okuyacak göze mi bilinmez.Ama işte güvenemez.
Şimdi bu kaleme haksızık mıdır? Kağıt da sadıktır aktır ne yazılsa gösterir ya hani, ona haksızlık mıdır bu? Peki ya muhattabı yoksa sözlerinin, asıl ele haksızlık değil midir?(Ele gelen dile gelmezse, el sahibi kalem sahibi kağıt sahibi neylesin boş lafı..)
Gönül lazım derde derman olacak, yazılana muhattap olacak, okuyacak, anlayacak..Gerisi laf-ü güzaf...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder