Bu kitabın
çıkmasını dört gözle beklemiştim.Emindim ta içime dokunacağından.Öyle de oldu.Hem
de öyle d/okunmak ki; ilk sayfasından itibaren ben onu okudum o beni okudu
sanki..
Kız
kulesinin yalnızlığın resmi olduğunu düşünmüşümdür hep.Öylesine bir hayranlığım
vardır.Asildir ve yalnızdır..Kalbi kırık olacağı hiç aklıma gelmemişti.
Ve galata
yalnızca bir tarihi yapıyken gözümde; aşığını denizin ortasında yangın yerine
çevirecek bir maşuk olabileceğini hiç düşünmemiştim.Şimdi kız kulesini her
gördüğümde masalsı bir aşk hikayesi okuyacak gözlerim.Dertli bir ezgi işitecek
kulaklarım.Aynı derdin müptelası iki aşık olacağız bundan sonra onunla, ve ikimizin
bahtında da birer galata..
(Mektubun
yeri ayrıdır bende. Yazarım zaman zaman.Kendimce hiç gönderilmeyecek
mektuplarım vardır benimde.Ne göndereni bellidir, ne alıcısı..Pahada hafif,
yükte ağır beyaz zarflar içinde küçük bir hazine işte. Yalnız bana ait, yalnız
bana kıymetli, yalnız...)
Defalarca
okuduğum, zaman zaman da okuyacağım başucu mektuplarım olduğu için mutluyum.Her
ne kadar haberi olmasa da benden, beni okuyan ve galatayı iyi tanıyan“kız
kulesi” bir yüreğin olduğunu bilmek güzel.
Ve mektup
okumak, hâlâ mektup yazan insanların olması kadar güzel..