Dünyanın bile ömrü üç gün diye biçilmiş. Benimki kim bilir
kaç saat, kaç dakika… Neresindeyim bilmem; belki ilk, belki son baharında. Yaşıyorum
sonuçta. Geçiyorum senden hayat! İlk uğrağımsın daha. Başka hayatlar var başka
dünyalarda. Sen ilksin! Sen gözümü ilk açtığımda kamaştıran ışıksın. Ve sonra
her kapanışı sana açılmak için..
İlk nefesimi
aldığımsın sen hayat! İlk soluduğum hava, ilk duyduğum ses, ilk gördüğüm hayal,
ilk hissettiğim duygusun.Dünya iki kapıysa, girdiğimsin sen.Çıkmayı göze
alamadığım..Uzunluğunu
bilmediğim yolsun, hiç durmadan yürüdüğüm. Gözümün gördüğüsün hayat. Aklımın
aldığısın. Gözümün görmemesini seni, aklım nasıl alsın?...
Yaşadıklarımsın.
Gecelerinde kaybettiklerim, gün gelip kazandıklarımsın. Ben seninle varsam
eğer, yokluğumsun. Yokluğumla varsam sende, varlığında kaybolduğumsun.
Uzunluğunu bilmediğim yolsun; gidişin var, dönüşün yok.Dönüşü olmayanların
meskenisin sen hayat! Doğrusunu bildiğim yanlışlarımsın bazen. Kırık dökük,
renksiz yalanlarımsın kendime söylediğim. Güzel günlerimsin gülüşlerimi duyan.
Kara gecelerimsin ağlamamla uyanan. Kimsesizliğimde yankılanan sesimsin…
Hayatsın
işte. Güya benimsin ama değilsin. Sadece benimlesin; nefesimden başlayıp tüm
aldıklarımı verinceye kadar geri. Ve son nefesimi verdiğimde bırakıp gideceğim
seni.
Diyeceğim ki; Gidiyorum
senden hayat! Unutur muyum bilmem. Ama dilerim Rabbimden, güzel anayım seni. Ve
sende hoş bir seda bırakayım giderken.
( Sende de ki: Gelişi zamansızdı ama tam zamanında gitti. ~Yorgun
değildi~… )