17 Ağustos 2017 Perşembe

Debelenip duruyorsun hayat içinde.
Sen hayatın dışıdasın, hayat senin içinde.
Kimsesizlik sol yanında hissettirse kendini, bir ses 'Allah var' diyor karanlığın içinde.

Zaten iman etmesen;
bir dakika yaşar mısın gönül huzuru ile
Şu dünya üzerinde.
Bazen dönüyorsun arkanı, kaçıp gitmek niyetin.
Sonra g
gidemiyorsun dünyanın dertlerinden.
Saplanıp kalıyorsun en derinine yerin.

Gözünü dikecek dertsiz bir yer mi buldun? Bulamazsın.
yok öyle yer bu dünyanın içinde.
Sen, derdin içinde sanıyorsun kendini
Göğsünü bir yoklasan dertler senin içinde..

Ne zaman çıkamasan içinden dertlerinin,
O zaman Allah diyor tüm sesleri içinin.
Al sana bir dert daha; şükür bilmiyor dilin..

Acemisisin derdin, dertliyim diye gezme! Altından kalkmayı bil bir yük varsa üstünde. Sesin dualı çıksın, sessizliğin içinde..

Bir ses 'Allah var' diyorsa içinde vicdanının;
sarıl o sese ve sevinç çığlıkları at delice bir sükutun içinde.
Sesin dualı çıksın.
Sessizliğin içinde.

18 Mayıs 2017 Perşembe

Hava kadar serin, toprak kadar derin,su gibi aziz yanan bir ateş..

Hiçbir şey yok iken şu alem-i dünyada
Olmak vardı
Hava olmak, su olmak, ateş olmak vardı..
Toprak olmak vardı bir de, Hz. Adem olmak..
Hz. Havva olmak vardı onun kaburgasından.
Ve Adem olduktan sonra toprak,
Bütün 'olmak' ları yaratana tevbekâr olmak vardı.
Hz. Adem'in tevbe ederken aldığı soluk olmak,
Hz. Havva'yı ve Hz. Adem'i yakan bir tütmez ateş ve o ateşten dönüşen,
Su olmak vardı gözlerinden dökülen.
Tüter bir ateş olmak vardı Hz. İbrahim'i yakmayan.
Ve o ateşten dönüşen su olmak vardı, aleme ferahlık veren.
Keskin bir bıçak olmak vardı Hz. İsmail'i kesmeyen..
Ve aradan yıllar yıllar geçerken
Ve dünya sevgilinin hasretiyle yanarken
Bir gece Save'de kuruyan su olmak vardı
Su olmak vardı Semave'ye sığmayan
Kisra'nın sarayına sütun olmuş bir avuç toprak olmak vardı
O'nun gelişiyle sarsılan.
Bin yıldır Mecusi için yanan değil
O'nun gelişiyle harareti kesilen bir ateş olmak vardı.
O'nu beklerken akan terden bir damla olmak vardı.
O geldi sonra..
Bütün olmak'lar tükendi.
Zira olmuş, olan, olacak her şey onun içindi.
Sevmekler varoldu dünya üstünde.
O'nu sevmekle başladı her şey,
Ve öyle bitecekti.
Artık olmak;
O'na yakın olmaktı.
Kokusunu duymak bir yana
tozundan solumaktı.
Hava olmak vardı artık O'nun kokusunu taşıyan.
Medine'de bin yıldır aynı hevesle esen,
Estikçe hasreti savuran bir rüzgar olmak vardı.
Toprak olmak vardı O'nun bastığı.
Ezilirken yükselmeyi öğrenecekti insan
O'nun bastığı topraktan.
Su olmak vardı, Mekke'de gürül gürül çağlayan
Su olmak, Mekkeli bir çocuğun gözlerinde ağlayan..
Ve ateş olmak vardı!..
O'nu görenin gözünden
Duyanın kulağından
Söyleyenin dilinden
Koklayanın burnundan başlayıp
Ciğerine kadar yakan bir ateş ..
Bu ateş hiçbir ateşe benzemiyordu.
Hz. Ebubekr'i yaktığı gibi yakmayacaktı kimseyi.
Hz. Hatice'yi yaktığı gibi yakmayacaktı.
Nurdan bir ateş olmak vardı
Herkesin payına imanı kadar düşen.
Şu zamanda dumanına dünyaların değdiği o ateşten
Yüreğine bir kıvılcım düşene
Mübarek olsun..
Rabbim!..
Bir kıvılcım da bize nasip olsun.