"Yazmak, insanın iç aleminde biriken tohumları toprağa saçması gibi.. Bu tohumların bazısı kalem ehlinin iç aleminde kendiliğinden var olur, bazısı kimsenin tenezzül etmediği vakti geçmiş bir nebata itibardan elde edilir, bazısını ise işlediğinin halinden anlamayan hep kendi bildiğini ekip biçen çiftçiler savurur kalem ehlinin bağrına.
İlk ikisi için vakit kollar kalem ehli, zamanı gelsin tohumlar olgunlaşsın en güzel toprağı bulup ellerimle yeşerteyim diye bekler. O bekleyedursun, halden bilmez çiftçinin biri olmayacak tohumları bağrına savurduğu gibi içi çatlayacak olur. Tecelli bu ya, tam o vakitte en güzel topraklar önüne seriliverir. Eli tohum tutanın ekmesi şart olmuştur artık. Kelama muhtaçların hakkıdır o topraktan yetişen.."
Bir kitap okudum. Bir daha okudum. Arada açıp okuyorum.
Öyle bir dili var ki, sanki üç boyutlu gözlük takıp okusanız yeni bir şeyler göreceksiniz gibi hissettiriyor. Her okuduğunuzda yeni bir şey anlayabiliyorsunuz mesela. Bir seferinde bir medresenin kapısında bekliyorsunuz, başka bir seferde niye beklediğinizi anlıyorsunuz. Kuşlar uçuyor, bülbüller ötüyor, gülbanklar okunuyor sükut içinde.
Çok farklı mekanlara sürüklüyor hikayeler sizi. Sükuthaneler görüyorsunuz, istişare meclislerine katılıyorsunuz, Kitapya'da ne kadar fakir olduğunuza hayıflanıyorsunuz..Kitabın kapağında niçin güller olduğunu düşünüyorsanız onu da içinde buluyorsunuz.
İnsan-ı kamillerle de tanışıyorsunuz, sükut duruşlarla.. hayranlık duyuyorsunuz.
Velhasıl; yazmak tohum saçmaksa sükut toprakları önüne seren tecelli sebebi. Sebepler dünyasında sükuta sarılıp hikayeleriyle hayır söyleyenler sağolsun.
Takdimdeki maksat hasıl olsun. Güzellik daim olsun.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder