Yoldayım.
Yarı uykulu
gözlerimi yola dikmişim. Bir türkü tutturmuş kulaklığım; “hasret bitiren
yollar…”Aslında otobüsün camından gördüğüm bu yollar kimsesizleştiriyor sanki
beni. Yoksunlaştırıyor bir nebze. Neyse ki çay getiriyor muavin.
Ağzımda
kağıt bardaktan içilmiş şekersiz çayın buruk tadı.. Acı. Kâğıt bardak neyse de
çay şekersiz olmuyor yahu! Düşünüyorum da, bir şekerin bile yokluğu böyle acı
bir tat bırakıyorken insanda, nasıl alışılır ki bu kadar çok yokluğa? Bence
‘şekeri olmayan çay’ üzerine de şiirler yazılmalı artık. Hem zaten şiir yazmak
için değil midir bütün yokluklar? Evet, şiir yazmak içindir. Ve de dua etmek…
-Belki de dua
etmenin ve şiir yazmanın lezzetine varabilmek için tadıyoruz aslında bu kadar
acıyı.-
Şimdi bilmem kaçıncı türkünün ortalarında
kulaklarım. Dinliyorum. Elimde içil(e)memiş çayım, kavuşacaklarım, geride bıraktıklarım, aklım, fikrim,
derdim, dermanım derken; yollar gidiyor, ben gidiyorum..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder